Buradasınız:

Doğum Anındaki Yanlış İnançlar

Doğum yapan kadınların temel ihtiyaçlarına ilişkin köklü anlayış eksikliği taşıyan ve aktaran geleneksel fikirleri tartışmak gerekmektedir. Bazıları doğal doğum çevrelerinde bazıları ise tıbbi çevrelerde ortaya çıkmıştır. Ama bunların tümü sevgi hormonları salgılarken doğum yapabilen kadınların sayısını azaltmaya katkıda bulunmuştur.

En bilinenleri:

1. Enerjiye ihtiyacınız var!

Doğum yapan kadınları maraton atletleri ile karıştırmak potansiyel olarak tehlikelidir. Doğum için hastaneye girdiğiniz andan itibaren size ilk yapılacak şey kolunuza bir serum bağlanması ve damardan size şekerli su (dekstroz) yüklemesine başlanmasıdır. Doğum esnasında şekerin yan etkileri belgelenmiştir. Saf şekerin ağrı eşiğini düşürme eğilimin de olduğunu bilmelisiniz. Dahası anneye glikoz içeren sıvı verildiğinde yeni doğan bebeklerde sarılık riski daha fazladır. Doğum yapan kadının su kaybını ve sonuçlarını önlemek için doğum esnasında kaybedilen ciddi düzeydeki su miktarının telafi edilmesi gerektiği yazılmıştır. Aslında doğum esnasında kadınlar su kaybetmez. Çünkü su tutan hipofiz hormonu (anti-diüretik hormon) yüksek düzeydedir ve iskelet kasları etkin değildir. Bu su yüklemesinin sonucu sadece sürekli dolan bir idrar kesesidir.

2. Yataktan kalkmayın!

Yaygın doğum yönetme eğilimin temelinde doğum fizyolojisini ve doğum yapan kadının temel ihtiyaçlarına ilişkin anlayış eksikliği vardır. Genelde kadınlara doğum sırasında sırt üstü yatmaları söylenir.  Kolay ve hızlı bir doğumun ilk evresinde kadınlar çoğunlukla edilgendir. Örneğin 4 ayak veya uzanma pozisyonunda. Bu evrede herhangi yatağa mahkum edilmek  verimsiz ve hatta zalimcedir. Kadının doğum sırasında sabit kalması  gerektiği inancı tıbbi çevrelerde yaygındır. Oysaki müdahale edilmeyen bir doğumda anne içgüdüsel ve hormon dengelerinin sonucu olarak zaten en doğru pozisyonu kendisi bulur.

3. Desteğe ihtiyacınız var!

Destek sözcüğü kadının tek başına doğum yapamayacağını akla getirir. Kadının başka bir kişi tarafından getirilen enerjiye ihtiyacı vardır. Aynı zamanda bu etrafta doktorlar hemşireler ebeler etkin bir rol oynamalıdır anlamına gelir. Moda olan bu cümlenin ne kadar yanıltıcı ve zararlı olduğunu anlamak için doğum yapan kadınların en temel ihtiyacından söz etmeliyiz. Doğum yapan bir kadın gözlemlendiğini veya yargılandığını hissetmeksizin kendini güvende hissetmek ister. Destek terimi memelilerin temel mahremiyet ihtiyacını gölgede bırakır. İnsanın yaşadığı 3 eylemde içgüdüsel olarak mahremiyete ihtiyacı vardır. Birincisi ölüm anı ikincisi cinsellik ve üçüncüsü doğum anıdır.

4. Doğum Tarihinin Tespit Edilmesi

Günümüzde hamile kadınlara oldukça kesin bir doğum tarihi verilir. Çok önceden kadınlar belirlenen tarihte bebekleri doğmadığı takdirde doğumun yapay olarak başlayacağı şeklinde uyarılır. Birçok hastanede doğumların dörtte birinden fazlasının yapay olarak başlatılması bu tür tutumların ilk sonucudur. Giderek daha fazla kadının doktor yardımı olmadan doğumu başlatabileceklerinden kuşku duyması ise diğer bir sonuçtur. Suni sancı ile doğum başlatma salgını tüm dünyada sezaryen oranlarının artmasının en başta gelen nedenleri arasındadır.

 

DOĞUM ANINDAKİ YANLIŞ İNANÇLAR

Doğum yapan kadınların temel ihtiyaçlarına ilişkin köklü anlayış eksikliği taşıyan ve aktaran geleneksel fikirleri tartışmak gerekmektedir. Bazıları doğal doğum çevrelerinde bazıları ise tıbbi çevrelerde ortaya çıkmıştır. Ama bunların tümü sevgi hormonları salgılarken doğum yapabilen kadınların sayısını azaltmaya katkıda bulunmuştur.

 

En bilinenleri:

 

  1. Enerjiye ihtiyacınız var!

 

Doğum yapan kadınları maraton atletleri ile karıştırmak potansiyel olarak tehlikelidir. Doğum için hastaneye girdiğiniz andan itibaren size ilk yapılacak şey kolunuza bir serum bağlanması ve damardan size şekerli su ( dekstroz ) yüklemesine başlanmasıdır. Doğum esnasında şekerin yan etkileri belgelenmiştir. Saf şekerin ağrı eşiğini düşürme eğilimin de olduğunu bilmelisiniz. Dahası anneye glikoz içeren sıvı verildiğinde yeni doğan bebeklerde sarılık riski daha fazladır. Doğum yapan kadının su kaybını ve sonuçlarını önlemek için doğum esnasında kaybedilen ciddi düzeydeki su miktarının telafi edilmesi gerektiği yazılmıştır. Aslında doğum esnasında kadınlar su kaybetmez. Çünkü su tutan hipofiz hormonu ( anti-diüretik hormon) yüksek düzeydedir ve iskelet kasları etkin değildir. Bu su yüklemesinin sonucu sadece sürekli dolan bir idrar kesesidir.

 

  1. Yataktan kalkmayın!

 

Yaygın doğum yönetme eğilimin temelinde doğum fizyolojisini ve doğum yapan kadının temel ihtiyaçlarına ilişkin anlayış eksikliği vardır. Genelde kadınlara doğum sırasında sırt üstü yatmaları söylenir.  Kolay ve hızlı bir doğumun ilk evresinde kadınlar çoğunlukla edilgendir. Örneğin 4 ayak veya uzanma pozisyonunda. Bu evrede herhangi yatağa mahkum edilmek  verimsiz ve hatta zalimcedir. Kadının doğum sırasında sabit kalması  gerektiği inancı tıbbi çevrelerde yaygındır. Oysaki müdahale edilmeyen bir doğumda anne içgüdüsel ve hormon dengelerinin sonucu olarak zaten en doğru pozisyonu kendisi bulur.

 

  1. Desteğe ihtiyacınız var!

 

Destek sözcüğü kadının tek başına doğum yapamayacağını akla getirir. Kadının başka bir kişi tarafından getirilen enerjiye ihtiyacı vardır. Aynı zamanda bu etrafta doktorlar hemşireler ebeler etkin bir rol oynamalıdır anlamına gelir. Moda olan bu cümlenin ne kadar yanıltıcı ve zararlı olduğunu anlamak için doğum yapan kadınların en temel ihtiyacından söz etmeliyiz. Doğum yapan bir kadın gözlemlendiğini veya yargılandığını hissetmeksizin kendini güvende hissetmek ister. Destek terimi memelilerin temel mahremiyet ihtiyacını gölgede bırakır. İnsanın yaşadığı 3 eylemde içgüdüsel olarak mahremiyete ihtiyacı vardır. Birincisi ölüm anı ikincisi cinsellik ve üçüncüsü doğum anıdır.

 

  1. Doğum Tarihinin Tespit Edilmesi

 

Günümüzde hamile kadınlara oldukça kesin bir doğum tarihi verilir. Çok önceden kadınlar belirlenen tarihte bebekleri doğmadığı takdirde doğumun yapay olarak başlayacağı şeklinde uyarılır. Birçok hastanede doğumların dörtte birinden fazlasının yapay olarak başlatılması bu tür tutumların ilk sonucudur. Giderek daha fazla kadının doktor yardımı olmadan doğumu başlatabileceklerinden kuşku duyması ise diğer bir sonuçtur. Suni sancı ile doğum başlatma salgını tüm dünyada sezaryen oranlarının artmasının en başta gelen nedenleri arasındadır.

 


Op. Dr. Yasemin Yıldız Yazan: Op. Dr. Yasemin Yıldız
Çarşamba, 26 Ekim 2011 15:24

Takip 8113.
Konudan hoşlandınız mı? Şimdi arkadaşlarınıza duyurun!

Konuyu Oyla

(6 Oy)

Son konular